84 Yaşındaki İstanbullu Kadın 61 Yıl Önce Yarıda Bıraktığı Üniversiteden Mezun Oldu
- azgelismis
- |
Fatma Mihriban Aktarı emekli bir öğretmen, 84 yaşında. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi resim bölümünden yeni mezun oldu. Aslında okula 61 yıl önce kaydolmuş, ama çeşitli nedenlerle devam edememiş. Okulu bitirmek en büyük hayaliymiş. 65 yıldır birlikte oldukları eşi Şahap Aktarı şöyle diyor: "Bu 65 senenin 61 senesi bu okula hasretle bitti". Bu güzel insanın öyküsünün detayları aşağıda...
- Kaynak: Hürriyet
-
Fatma Mihriban Aktarı emekli bir öğretmen
Kahramanımız 1945'te öğretmen diploması almış. Sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü'ne girmek istemiş, ancak mezun fazlalığı gerekçesiyle Fransızca Bölümü'ne kayıt yaptırmış. Okula başlayacağı gün babasını kaybedince çalışmak zorunda kalmış, bir yıl öğretmenlik yapmış. Sonra bir matbaada işe başlamış. Bu esnada hayali olan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde resim bölümüne kabul edilmiş; hem çalışıp hem de okumuş. Ancak devam zorunluluğu, iş yoğunluğu ve maddi sorunlar nedeniyle okulu tekrar bırakıp öğretmenliğe dönmüş. Bu arada Eskişehir Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi'ni bitirmiş. 27 yıl önce de emekli olmuş.
-
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi resim bölümünden yeni mezun oldu
2011'de öğrenci affından yararlanarak yarım bıraktığı resim eğitimine tekrar başlamış. Dört yıl sonra da bölümünü başarıyla bitirmiş. Bölüme ilk girdiği günden bugüne tam 61 yıl geçmiş!
-
Yaptığı mezuniyet konuşmasından anladığımız kadarıyla bu dört yıl çok da kolay geçmemiş:
"Okuldan eve döndüğümde çantamı fırlattım attım. 'Artık okula gitmeyeceğim' dedim. Eşim kızdı. Ben 'Gitmeyeceğim, o çocuklarla okuyamam' dedim. Eşim razı olmadı ve 1 ay daha devam etmemi istedi. Ben okula döndüm ama çocuklarla uyum sağlayamıyordum. Geçen 61 senede yeteneğim sıfıra inmiş. Bir hocamın yanına gidip 6. günde okula devam edemeyeceğimi söyledim. 'Sen bu okula gelmek için kaç sene bekledin' diye sordu? '61 sene bekledin, 6 günde bırakacaksan bu olamaz, aklından çıkar' dedi. Öğrenci arkadaşlar ilk başta herkes kendi başına çalışırdı. Birlikleri beraberlikleri yoktu. Herkes yalnız yaşayan bir atölyeydi. Sonra o atölyeden ateş parçası gibi bir atölye çıkardık."
-
Ama mücadeleyi bırakmamış:
"Daha ilerlemeye başladım. Çok çalışıyordum. Başucumda kültür dersleri kitabı, elimde kağıt kalem vardı. Evde yemek dışında başka bir iş yapmıyordum. Bunun dışında bütün günüm resimle geçiyordu. Okula gelmek için 3 vasıta değiştiriyordum. 2. sınıfta tekrar okulu bırakmak istedim, ön lisans diplomasıyla mezun olayım diye. Yine bırakmadılar. 'Siz bu okulda o kadar katkı yaptınız, sizi bırakmayız' dediler. 4 yıl geçti, nasıl geçti bilmiyorum."
-
Konuşmasında özellikle kadınlara tavsiyelerde bulunuyor:
"Çalışacaklar, çok çalışacaklar. Gezsinler, eğlensinler ama her şeyi de zamanında yapsınlar. Metotlu ve disiplinli olsunlar, başladıkları işi bitirsinler. İnsanlara saygı duysunlar ve değer versinler. Kadınların en büyük kusuru, çalışma olayını rayına oturtamamaları. Günde iki kap yemek pişirmekle, evi temizlemekle kadın olunmaz. Okuma imkanları yoksa yardım için o kadar yer var ki, bir çok bakım evi, çocuk yuvası var. Evde oturacaklarına, buralara gidip bir bebeğin yüzünü okşasınlar, bir yaşlıyı yedirsinler."
-
İçinde bulunduğu duygular için de şöyle diyor:
"Mutluluktan uyuyamıyorum. Çocuklardan, hocalarımdan ayrılacağım için uyuyamıyorum. Onların hepsiyle abla kardeş gibi olduk. Eksiklerimizi birlikte tamamladık, sevinçlerimizi beraber kutladık, üzüntülerimizi birlikte paylaştık. Bu durumda insan ayrılırken korkunç bir strese giriyor. Bir de bitirmiş olmanın verdiği bir sevinç var. Bir de çok atak biri olduğum içim ne yapsam ne etsem diye düşünüyorum."
-
Azmiyle en büyük hayalini önünde sonunda gerçekleştirebildiği için kendisini tebrik ediyoruz
