Sena K. Aang: Hepimiz Avatar'ız....Siz De Avatar Mısınız Anlamak İster Misiniz?

Çizgi filmlere bayılırım.

Çizgi romanlara, Marvel filmlerine falan da.

İşte bu yüzden bugün size anlatmak için bir animasyon seçtim. Yeri benim için çok özel bir çizgi diziden bahsedeceğim: Avatar: The Last Airbender.

  • Çocuklarınız yüzünden Nickelodeon’a abone değilseniz, muhtemelen Son Hava Bükücü'nün sadece film versiyonunu bilirsiniz. Elbette ki filmini de seyrettim. Kitabını okuduğunuz bir film sizde de çoğunlukla hayal kırıklığı yaratır mı? Bende genelde yaratır. İşte bu bu film de benim için böyle oldu, çizgi dizideki tadı kesinlikle yakalayamadım, ama bunu boşverelim şimdi, yazının konusu dizi ne de olsa. Ve de çizgi dizi diyip geçmeyelim, bu mükemmel animasyonun IMDb notunun 9.2 olduğundan da bahsedelim isterim. Belki filmi seyredip sevmediyseniz de, diziye bir şans verirsiniz...

  • Avatar: Son Hava Bükücü; hayali bir dünyada geçiyor. İnsanların becerileri bizimkilere pek benzemese de, dertler tasalar hep aynı. İyi insanlar var, iyi şeyler olsun, barış olsun, herkes tatlı tatlı geçinsin derdinde olan.

    Bi de arsızlar var tabii her zaman olduğu gibi. Sahip olduğuyla yetinmeyen, hep daha fazlasını isteyen, daha güçlü olmak için sadece sevmediklerine değil sevdiklerine de zarar vermekten zerre çekinmeyen.

  • Bu hayali dünyada, 4 farklı ulus yaşıyor. Bunlar, her biri, bir doğal elementi “bükme” becerisi olan insanları barındıran uluslar. “Bükücüler”, elleriyle, havayı, suyu, toprağı veya ateşi bükebilen, yani bu elementleri istedikleri gibi yönlendirebilen insanlar. Her zaman olduğu gibi, bunların da çok iyi olanları var, su, toprak ve ateşten öte, kanı, ağaçları, metali ve yıldırımı bükebilenler.

  • Bu dünyanın arsız ulusu, Ateş Ulusu. Herkesin çanına ot tıkamayı kendine amaç edinmiş, sevgisiz Ateş Kralı Ozai, tüm dünyanın kralı olma gayesiyle çocukları ile bir olup diğer ulusları canından bezdirmektedir.

  • Avatar ise, her seferinde farklı bir ulusta doğan, ama da sıradan bükücülerin aksine, tüm elementleri bükebilen, tüm geçmiş Avatar’ların tecrübesini ve bilgeliğini kendisinde birleştiren ve Avatar vitesine taktığı zaman bu geçmişle tüm bağlantısını kullanarak über bir güce ulaşan bir kişidir, ama 100 yıldır ortalıkta görünmemektedir.

    Çünkü Ateş Kralı, bir sonraki Avatar’ın Hava Ulusu’nda doğacağını bildiği için, hava bükücülerin dibine darı ekmiştir, Aang bu kıyımdan kurtulmuş olmasına karşın, Avatarlık fikri ona çok ağır gelmiş ve kendisini bir buz kütlesinin içine hapsederek orada deriiiin bir uyukuya dalmıştır.

  • Bir gün, su ulusundan iki kardeş, Katara ve Sokka, o malum buz kütlesinin içinde, büyüdüğünde Avatar olacak Aang’i ve onun, bana, uçan dev bir Saint Bernard hissiyatı veren 6 ayaklı bizonu Abbah’yı bulurlar. Avatar, 100 senedir uyumaktadır, ve hala büktüğü hava topunun üzerinde gezmek en büyük eğlencesi olan küçük bir çocuktur, ama maalesef, hayat ona gereğinden önce büyümesini söylemektedir.

  • Neredeyse tüm ana kahramanları çocuk veya ergen olan bu dizi, aslında hayata dair tüm gerçekleri içinde barındırıyor. İyi olmak çok zor, çok emek gerektiriyor, kötülüğün peşinden giderken, kime zarar geldiğini umursamayabiliyorken, iyi olduğunda, herkesi korumak tasasına da düşüyorsun çünkü.....

  • Havayı zaten 10 numara bükebilen Aang, dizinin 3 sezonu boyunca, Avatar’lığı layıkıyla yerine getirmek adına, suyu, toprağı ve ateşi iyiiice bi bükebilmeyi kovalıyor ve kendine bu elementleri bükme konusunda çok uzman öğretmenler buluyor. Bu öğretmenlerin her biri, felsefesine hasta olduğunuz, hayatta birşey öğreneceksem karşıma böyle insanlar çıksa daha başka ne isterim dediğiniz ustalar. Aang’e sadece element bükmeyi değil, kendi hayat tecrübelerinden öğrendiklerini de öğretiyorlar bu süreçte ve Aang, Ateş Kralı ile kaçınılmaz karşılaşmasına hazırlanıyor.

  • Dizinin karakterleri gerçekten bir harika, Su Kabilesi’nden sağduyunun ve şefkatin sesi Katara ile sakarlığın, şaşkınlığın, cesaretin ve içtenliğin vücut bulmuş hali abisi Sokka, Toprak Ulusu’ndan gıcık ötesi ama hakkaniyetli ve tavizsiz kör kız Toph, bu yolculukta Aang’in çetesi. Ayrıca, Ateş Kralı’nın, karısının ölümünden sorumlu tuttuğu için yüzünü yaktığı, Avatar’ı altederek yeniden babasının gözüne girmek için yanıp tutuşan Bergen Prens Zuko, onun, babasının nefretine ve güç hırsına kendini kaptırmış ama niye öyle yaptığını bile bilmeyen kızkardeşi –benim dizinin en çok acıdığım karakteri- Azula; ve her ihtiyacında bilgelikleri ile Aang’in yardımına koşan eski Avatarlar, gerçekten bu diziyi tadından yenmez kılıyor.

  • Ama bu dizinin 'sadece onun uğruna bile seyredilesi' karakteri, Iroh Amca .....

    Zuko ve Azula, Avatar’ın canına okumaya ant içmişken, onların, hayatın anlamını çay içmekte bulmuş filozof amcaları Iroh'u seyretmeye doyamayacaksınız. Iroh, en zor şartlarda bile soğukkanlılığını kaybetmeyen, durum ne kadar karışık görünse de doğru tarafta durmayı ve doğru kararı vermeyi başaran, sadece, çay doğru demlenmediyse sinirlenen biri... Onu seyrettikçe, hayatımızda böyle insanlar artsa ne güzel olur diye geçiyor gönlünden insanın.

Tüm dizi boyunca, sevginin, bilginin değerini içinizde hissettiriyor Avatar. Eğer sevgi ve bilgelik sizin için de önemliyse, evet, siz de Avatar'sınız. Seyredin, benim gibi çocuk ruhlu değilseniz en azından çocuklarınıza seyrettirin derim ben.

Severseniz Avatar Korra’yı da seyredin. Kız Avatar ayol :)

Benzer Yazılar

Yeni Yazılar

azsekerli.com'u Facebook'ta beğenin, yeni yazılara kolayca ulaşın!

Zaten beğendim, bunu tekrar göstermenize gerek yok.